Türkiye, tarım sektöründe artan enerji ve girdi maliyetlerine karşı yerel ve sürdürülebilir bir çözüm arayışındayken, yer altındaki sessiz dev “jeotermal enerji” sahneye çıktı. Özellikle sera üreticileri için ısıtma maliyetlerini dramatik ölçüde düşüren jeotermal kaynaklar, son yıllarda topraksız tarım (hidroponik) teknolojisiyle birleşerek üretimde yeni bir dönem başlattı. Afyonkarahisar’dan İzmir’e, Ağrı’dan Denizli’ye kadar uzanan geniş bir coğrafyada kurulan akıllı seralar, Türkiye’nin gıda arz güvenliğine devasa bir katkı sunuyor.
Enerji Maliyeti Sıfırlanıyor: %60 Tasarruf
Geleneksel seracılıkta en büyük gider kalemi olan ısıtma, jeotermal kaynaklarla neredeyse sıfıra iniyor. Yer altından çıkan sıcak suyun, sera içerisindeki borularda dolaştırılmasıyla sağlanan ısıtma sistemi, kış aylarında bile ideal üretim sıcaklığını koruyor. Uzmanlar, jeotermal enerji entegrasyonunun sera işletme maliyetlerini ortalama %60 oranında düşürdüğünü vurguluyor.
Jeotermal ısıtmanın sağladığı avantajlar, topraksız tarım teknolojisiyle birleştiğinde verim patlaması yaşanıyor. Hindistan cevizi kabuğu (kokopit) veya su kültürü gibi yöntemlerle yapılan üretimde, bitkilerin besin ve su ihtiyacı bilgisayarlı sistemlerle doğrudan köklere veriliyor. Toprak kaynaklı hastalık riskinin ortadan kalkması ve ideal ortamın korunması sayesinde; aynı alandan geleneksel yöntemlere göre 5 kat daha fazla hasat elde edilebiliyor.
Yılın 12 Ayı Üretim: Mevsimlik Değil, Sürekli Hasat
Jeotermal seralar, dış hava koşullarından bağımsız olarak yıl boyu ideal üretim koşulları sunuyor. Bu sayede kışın domates, salatalık veya biber gibi ürünlerin arzı kesilmezken, fiyat dalgalanmalarının da önüne geçilmesi hedefleniyor. Türkiye, jeotermal seracılık potansiyeliyle Avrupa’nın kışlık sebze ihtiyacını karşılayabilecek bir konuma yükselme şansına sahip.
Türkiye, Jeotermal Kaynak Bakımından İlk 10’da
Türkiye, jeotermal kaynak potansiyeli bakımından dünyada yedinci, Avrupa’da ise birinci sırada yer alıyor. Ancak bu potansiyelin tarımda kullanımı henüz istenilen seviyede değil. Devlet destekleri ve doğru yatırım planlamalarıyla jeotermal seracılığın yaygınlaştırılması; hem çiftçimizin maliyetini düşürecek hem de tüketicinin daha uygun fiyatlı, sağlıklı gıdaya ulaşmasını sağlayacaktır.